ALBERT CAMUS - YABANCI
Mersault, hayatla
yüzleşmek iztemiş ve bunun sonucunda herkesten uzak, farklı “biri” olmuştu.
Onun için olup biten her şey rasyoneldi, Mersault hayatı daima belli bir
düzende görmeye alışıktı.
Abert Camus
içimizdeki “soyutlanmış” varlığı Yabancı romanında su üstüne çıkarıyor. Anlatım tarzı karaktere bürünüyor ve onun yaşamında nefes bulan bir güce
dönüşüyor. Ana kahramanımız Mersault’ın huzur evine bıraktığını annesinin
ölmesiyle başlar tüm olaylar. Mersaul, realistikçidir; annesinin ölümü onun
için bir organizmanın fonksiyonlarını yitirmesinden farklı değildir. Belki de
hissedilen ya da hissedilmesi gereken her olgu; bizi toplumun yarattığı
standart bir ideal kişiliğe itiyordu. Kitapta Mersault’un tavırları ve biçimi,
insana bunu acı acı öğretiyor ve
işletiyor sanki. Mersault heyecan
aramıyor, hayata en boş ve geniş yerden bakıyor ve bu ona silik bir tat veriyor.
Annesi öldüğünde üzülmüyor Mersault, toplumumuzda anasını babasını belli bir
yaştan sonra kıyıya köşeye atıp unutanlar yok muydu? Vardı, ama Mersault; bir
role bürünmenin gereksiz olduğu kanısına varmıştı ve kendi oldu o hep…
Peki ya aşk yaşamı?
Mersault’un aşk yaşamı olabiledeğince düz ve olağandı. Maria adlı bir bayanla
Mersault hayatına devam ediyordu; denize gidiyor ve beraber vakit geçiriyorlardı.
Ama Mersault “olması gerektiği” gibi olmuyordu.
Kendi yargılarına toplumun genel değer yargılarından daha çok önem
vermek bencillik midir? Mersault bize bu soruyu sordurtuyor. Ne kadar öyle davranmalıyız. Yabancılık belki de bir kurtuluştur; ama o baktığı
pencerinin sadece güvenilirliğiyle ölçtü. Hiç bir zaman manzarayı; yahut diğer
ayrıntıları düşünmedi. Sürdüğü ön şart, Mersault’un yaşamını mahvetti
diyebiliriz. İnsan salt bir varlık değildir ve hissettiği gibi yaşar; Mersault
hayatını boş düşünüyordu ve aynı şekilde “boş” yaşıyordu. Onu doldurmak istemiyordu, çünkü boştu! Bakış açısı buydu Mersault'un. Hepimiz enin de sonun
da ölüme kavuşacaktık; ve gerçekten de yaşam onun için temelinde anlamsızdı.
Boş bir mücadele; ebedilik yok…
Bu sebeple
Mersault, sıkkın bir gününde; arkdaşının bir düşmanını durduk yere; mantık aramadan
öldürmekten çekinmez. Kendi deresine set çekmez; yaşam olur oluruna gider onun
beyninde. Böyle bir olayla bilmez ki o idama kavuşacaktır! Anasının cenaze
töreninde gösterdiği tavırlar mahkemede ve yargı sürecinde onun vicdani
yargılarının sorgulanmasına neden olur. Fakat, o takmaz olup biteni, umrunda
olmaz tüm bunlar. Yaşamı umrunda değildir Mersault’un ve o bu yüzden gürürültülü
bir sessizlikte özgürlüğüne kavuşmanın buruk acısıyla varolmuştur, ve idamında
da aynı suküneti göstrebilecek güçtedir...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder