20 Ocak 2013 Pazar

ALBERT CAMUS - YABANCI




ALBERT CAMUS - YABANCI
   Mersault, hayatla yüzleşmek iztemiş ve bunun sonucunda herkesten uzak, farklı “biri” olmuştu. Onun için olup biten her şey rasyoneldi, Mersault hayatı daima belli bir düzende görmeye alışıktı.
   Abert Camus içimizdeki “soyutlanmış” varlığı Yabancı romanında su üstüne çıkarıyor. Anlatım tarzı karaktere bürünüyor ve onun yaşamında nefes bulan bir güce dönüşüyor. Ana kahramanımız Mersault’ın huzur evine bıraktığını annesinin ölmesiyle başlar tüm olaylar. Mersaul, realistikçidir; annesinin ölümü onun için bir organizmanın fonksiyonlarını yitirmesinden farklı değildir. Belki de hissedilen ya da hissedilmesi gereken her olgu; bizi toplumun yarattığı standart bir ideal kişiliğe itiyordu. Kitapta Mersault’un tavırları ve biçimi, insana  bunu acı acı öğretiyor ve işletiyor sanki.  Mersault heyecan aramıyor, hayata en boş ve geniş yerden bakıyor ve bu ona silik bir tat veriyor. Annesi öldüğünde üzülmüyor Mersault, toplumumuzda anasını babasını belli bir yaştan sonra kıyıya köşeye atıp unutanlar yok muydu? Vardı, ama Mersault; bir role bürünmenin gereksiz olduğu kanısına varmıştı ve kendi oldu o hep…
 Peki ya aşk yaşamı? Mersault’un aşk yaşamı olabiledeğince düz ve olağandı. Maria adlı bir bayanla Mersault hayatına devam ediyordu; denize gidiyor ve beraber vakit geçiriyorlardı. Ama Mersault “olması gerektiği” gibi olmuyordu.  Kendi yargılarına toplumun genel değer yargılarından daha çok önem vermek bencillik midir? Mersault bize bu soruyu sordurtuyor. Ne kadar öyle davranmalıyız. Yabancılık belki de bir kurtuluştur; ama o baktığı pencerinin sadece güvenilirliğiyle ölçtü. Hiç bir zaman manzarayı; yahut diğer ayrıntıları düşünmedi. Sürdüğü ön şart, Mersault’un yaşamını mahvetti diyebiliriz. İnsan salt bir varlık değildir ve hissettiği gibi yaşar; Mersault hayatını boş düşünüyordu ve aynı şekilde “boş” yaşıyordu. Onu doldurmak istemiyordu, çünkü boştu! Bakış açısı buydu Mersault'un. Hepimiz enin de sonun da ölüme kavuşacaktık; ve gerçekten de yaşam onun için temelinde anlamsızdı. Boş bir mücadele; ebedilik yok…
   Bu sebeple Mersault, sıkkın bir gününde; arkdaşının bir düşmanını durduk yere; mantık aramadan öldürmekten çekinmez. Kendi deresine set çekmez; yaşam olur oluruna gider onun beyninde. Böyle bir olayla bilmez ki o idama kavuşacaktır! Anasının cenaze töreninde gösterdiği tavırlar mahkemede ve yargı sürecinde onun vicdani yargılarının sorgulanmasına neden olur. Fakat, o takmaz olup biteni, umrunda olmaz tüm bunlar. Yaşamı umrunda değildir Mersault’un ve o bu yüzden gürürültülü bir sessizlikte özgürlüğüne kavuşmanın buruk acısıyla varolmuştur, ve idamında da aynı suküneti göstrebilecek güçtedir...










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder